Astronominin Tarihçesi

Modern astronominin temeli astronomik gözlemlerin yapıldığı Mezopotamya' da ilk uygarlıkların gelişimi ile bu uygarlıkların belirgin takımyıldızlarını (galaksideki yıldızların oluşturduğu desenler) kaydedilip isimlendirdiği M.Ö. 3000’li yıllara dayanır.

Modern astronominin mucidi Sümerler olarak kabul edilir. Tanrılarını gökyüzünde arayan Sümerler bu maksatla Ziggurat adını verdikleri tapınakları inşa ettiler. Sümerler tapınakların üst kısmını rasathane gibi kullanarak çıplak gözle görülebilen Venüs, Merkür, Jüpiter, Mars gibi gezegenlerin hareketini gözlemlediler ve kayıt altına aldılar. Güneş, Ay tutulmalarının ne zaman olacağını önceden öngördüler. Güneş sistemini tanımlayarak 12 cisimden oluştuğunu varsaydılar. 60 tabanlı sisteminin mucidi olan Sümerler mekân ve zaman ile alakalı ayarlamalar yaparken bu sistemden faydalandılar.

Mezopotamya'da M.Ö. 18. yüzyıldan itibaren ise Babiller gelişerek ilk büyük gökbilimciler oldu. Matematik açıdan deha kabul edilen ve 60 tabanlı sistemi devam ettiren Babiller modern astronomik ölçüm birimi olan dakika ve saniye sayı sistemini keşfetti. Babiller yaptıkları gözlemler neticesinde Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn gezegenlerini yıldız olarak kabul ederek bu 5 yıldız ile Güneş ve Dünya’nın uydusu Ay’ın yedi temel gezegeni oluşturduğunu belirttiler. Kabul ettikleri bu 7 gezegenin gökyüzünde Zodyak’ta geçiş sıralarının ilahi bir zaman ölçütü olarak kullanılabileceğini fark ettiler. Böylece 1 hafta ve 7 gün kavramları ortaya çıktı. Gökyüzünde konumlarına göre her gezegene bir gün atfedilmesinin temeli budur.

Örneğin pazar günü İngilizce, Sunday diye yazılır. Bu kelimedeki Sun ifadesi ile Güneş kastedilir. Tüm bunların yanında Babiller, gökyüzünde hayvan isimleri üzerinden ayırt edilebilen 12 adet takımyıldızını ayırt etti. Daha sonra Yunanlar bu takımyıldızlarını ‘Hayvanlar Dairesi (Zodiakos Kyklos) olarak ifade etmiş böylelikle Zodyak terimi ortaya çıkmıştır. Babiller, Zodyak’ta 12 adet takımyıldızını yılın dönemleriyle ilişkilendirilip bu dönemlerle Tanrılar arasında bağlantı kurdular. Bir yılın 12 ay olarak kabul edilmesi işte bu 12 adet takım yıldızına dayanmaktadır.

Mısırlar ve daha çok Babillerden ilham alan Yunanlar hem astronomi hem de astroloji alanında önemli ilerlemeler kaydetti. Astronomiye matematiğin bir branşı olarak bakan Yunanların dahiyane fakat yanlış olan geometrik Ptolemaik sistemleri 1000 yıldan fazla Orta Çağ Avrupa'sına kadar destek gördü. Büyük İskender’in yaptığı fetihler ile Yunan astronomisi büyük bir coğrafyaya yayıldı.

Rönesans dönemi Avrupa'sına geldiğimizde modern astronominin kurucusu kabul edilen Kopernik Güneş merkezli güneş sistemi modelini ortaya koymuştur. Bu fikir daha sonra Galileo ve Kepler tarafından düzeltilip geliştirildi. Kepler, Güneş çevresinde belli yörüngelerde dolanan gezegenlerin hareketinin belli yasalara bağlı olduğunu ifade etti. Bunun açıklamasını daha sonra çekim yasasını bulan Newton yapacaktı.

Yüzyılın başlarına doğru spektrometrenin bulunması ve sonrasında dev teleskoplar, yeni teknolojik hassas aletler ve yörüngelerde dolanan uydular sayesinde Güneş ve diğer yıldızların ortamı, içeriği, güneş sistemi, galaksiler ve diğer sistemler hakkında daha çok keşif sağlandı. Spektrometre ile Güneş ve diğer yıldızların yaydığı elektromanyetik ışınların analizi yapılarak bunların içerikleri, kütlesi ile sıcaklık gibi ortam koşulları tespit edildi.

Dev teleskoplar evrenin daha iyi gözlemlenmesine olanak sağladı. Galaksilerin keşfi ve bulunduğumuz galaksinin ayrımı, en uzak galaksilerin gözleminin yapılarak evrenin başlangıcına ve ileride olacaklara yönelik varsayımlar, evrenin genişlediğinin ve galaksilerin birbirinden uzaklaştığının anlaşılması hep dev teleskoplar sayesinde oldu. Daha iyi gözlem yapılabildiği için uydular, teleskop olarak kullanılmaya başlandı. Bu uydular sayesinde Güneş sistemimizde bulunan gezegenler ve diğer gök cisimleri daha net gözlemlenip haritalandı.

İlgili Etiketler