Yani, fiziksel olarak konuşamasan bile düşüncelerini karşı tarafa iletmek mümkün olacak. Düşünsene, ALS veya beyin sapı felci gibi durumlar nedeniyle konuşamayan bir kişi artık düşüncelerini ekran üzerinden ifade edebilecek.
Tabii ki bu kadar güçlü bir teknoloji bazı etik soruları da beraberinde getirmekte. Kafanda düşündüğün şeyler başkasının eline geçebilir mi gibi endişeler gündemde.
Bu teknoloji, felçli bireylerin hayatını değiştirecek potansiyele sahip bir atılım. Artık kendilerini ifade etmek için zorlanmalarına gerek kalmayacak, sosyal hayatta daha aktif yer alabilecekler. Aynı zamanda bilim dünyası için de çok büyük bir adım. Beyin-bilgisayar arayüzleri giderek gelişiyor ve bu tür implantlar, gelecekte daha geniş kitlelere yayılabilir. İnsanların düşüncelerini doğrudan teknolojiyle paylaşabilmesi, iletişim biçimimizi değiştiredebilir. Stanford’un bu çalışması, nöroteknoloji alanında hem teknik hem de etik açıdan yeni standartlar oluşturmakta. Gelecekte benzer teknolojilerin daha erişilebilir hale gelmesi, hayatı zorlaşmış pek çok kişinin iletişim özgürlüğünü geri kazanmasını sağlayacak gibi ve aynı zamanda ne kadar güvenilir, sağlıklı bir şey olduğu da daha net ortaya çıkacak.İşte bu yüzden implant, yanlışlıkla düşüncelerinin okunmasını önlemek için bir 'şifreli düşünce' sistemi kullanıyor. Yani cihaz, sadece senin belirlediğin özel bir düşünceyi hayal ettiğinde çalışır halde olacak. Böylece kişisel mahremiyetin de korunmuş oluyor.