PC Hocası’ndan 2050 Yılına Mesaj

PC Hocası’ndan 2050 Yılına Mesaj

Teknoloji alanında gelişmeleri yakından takip ettiğimiz için konu tabii ki teknoloji alanında ilerleyecek. Aslında 2018 yılından seslenirken, içimizin çok dolu olduğunu ve sıkıntıların büyük olduğunu belirterek konuya giriş yapmak istedim. Zira şuanda bu içeriği okuyorsan, vakit ayırman gerektiğini düşünüyorum. Hepimiz aynı gemide, aynı yola doğru ilerlerken senin de duyarsız kalmaman gerektiği taraftarıyım.

Neden 2050 Yılına Not?

Dünya'nın diğer ülkelerinde de olduğu gibi, Türkiye'de herkese her şeyi beğendiremezsiniz. O yüzden konuyu açıklamaya devam ederken, neden 2050 yılına not bırakmak istediğimi açıklamak isterim. Şimdi kalkıp bana "sanki o zamana kadar bu site ayakta kalacak. Ne alaka?" başlığında gelebilirsin.

Ancak PCH'de yayınlanan her haberin ve içeriğin Bulut'ta depolandığını sana söyleyerek ilerlemek istiyorum. Google reyizin batacağı istikrarı sana yakın geliyorsa, diyecek söz yok tabii ki..

Bugün 11.05.2018, günlerden Cuma ve dolar kurunun şuanda 4.22 seviyesinde ilerlediğini söylemek istiyorum. Bu neden teknoloji platformları ve bizim için önemli? Çünkü üreten bir ülke olmadığımız için, dışa bağımlılık üzerinde her gelen ürün, içerik ve detay bize dolar üzerinden yansıtılıyor.

En ufak örnek; Biz bir teknoloji platformuyuz ve bu platformda her ürün dolar bazlı çalışıyor. Çok söyledik videolarımızda ve söylemeye de devam ediyoruz. Kendi ekran kartımızı üretmek bir kenara, kendi kondansatörlerimizi üretmediğimiz sürece dolara bağımlı kalmaya devam ediyoruz. (Burası teknoloji ile alakalı olan bölüm)

Üretmeyince Ne Oluyor Hacı?

O kadar net bir soru ile karşı karşıyayız ki.. Ülkemiz gerçekten çok zorlu zamanlardan geçti ve geçmeye de devam ediyor. Siyasi ayaklar bir kenara, ülke içerisinde çıkar çatışmasının sürekli devam ettiğini görüyoruz. Bir yandan da faydalı olabilmek için kendi platformumuzca sürekli girişimciliğin damarlarından gelerek, türlü işkenceler içerisinde ilerlemeye devam ediyoruz.

Bu işkenceler her alanda her insanın karşısına çıkacak elbet. Mesela Türkiye'de ilk defa kendi yazılımımız ile temassız drone kontrol sistemi yaptık. Bunu da TRT'de programa katılarak sunduk. Ardından bunu düşünce kontrolü ile yapacağımızı belirttik. Türkiye'de bu sistemler o kadar geride ki baktığınızda. Yurt dışı ile kıyaslama yapmanın her zaman doğru olduğunu görüyorum. Bunu farklı düşüncelerden değil, gerçekten gelişmemiz gerektiğini düşünerek yazıyorum.

Yukarıdaki video o kadar basit bir örnek ki. NASA dediğimiz nirvanalar, Google gibi dev platformlar zaten bunlara yıllar öncesinden sahipti. Peki bunlar nasıl oldu? Durup dururken mi oluyor yahu? Adamları kabul etmişiz bir kere değil mi? "Ne var olm Google işte, o adamlar yaptıysa doğrudur." kafasındayız her zaman.

Bugün Facebook'un bile ayağının kaydırılabildiği bir dönemden geçerken, üretememek gerçekten bana koyuyor. Benim gibi üç - beş kişi vardır biliyorum. Ama kimse rahatsız gibi görünürken, aslında sadece izlemek ile yetiniyoruz.

"Hoca sende bunları söylemeye mi geldin?"

Gel hadi teknolojiden, temel kırılma noktası olan eğitime geçelim. Orada ne gibi sorunlar var? Çocuklar artık öyle bir yetişiyor ki, internette denetim olmadığı için "kendi annesine küfür edebilecek kadar aşağılık" durumlara gelmiş ve bunu "normal" sayabiliyorlar. 2000 neslinden gerçekten ben korkuyorum. Kötü insanlar olacakları için mi? Tabii ki hayır. Onlar zaten her zaman aramızda hiç gitmediler ki.

2000 neslinden korkmamın en büyük nedeni tamamen hazırcı olmaları. Sosyal medya artık her dakika elimizin altında, kafamız telefondayken yukarı kaldırmaya bile mecalimiz kalmamış. Arkadaşları ile "hadi gençler bir kafeye gidelim takılalım" kafasına girip, elinden telefonu düşürmeden saatlerce sohbet bile etmeden takılan bir nesil var ne yazık ki. Azınlık kardeşlerimizi her zaman tenzih ediyorum.

Biliyorum, sen izlemeyi - takip etmeyi ve yorumlamayı seversin. O yüzden aşağıda bu sorunları anlattığım bir video hazırlamıştım. 2050 yılına mesaj verirken, gençlerin şuan ki gidişatının berbat ötesi olduğu zamanlardan geçiyoruz.

Satırlar hızlandı sanki?

Buraya kadar geldiğini fark ederken, satırları okumakta zorlandığını ve hızlandığını görüyorum. Çünkü okumayı da sevmiyoruz hiçbir zaman. Biz neyi seviyoruz sahi? 2018 yılından bahsederken ülkenin genelinde okuma kavramı yok, üretme kavramı yok, sorgulama kavramı yok, teknoloji ve bilim isteği yok.. Peki ne var?

Bak burası çok ilginç: Bizi hep kandırdıkları şeyler tabii ki :) Nedir onlar? Evlilik programları - Biri diğerinin kafasını yardı olayları - Çorum'da Mezarlıkta her gün ağlayan kızı bulamayanların gizemleri - Ana haber bültenlerinin haber bulamayınca en iyi yaptığı şeyler. İnan bunlar sayfalarca örnekler ile çoğaltılabilir. Fakat ne kadar büyük bir sıkıntıdayım farkında mısın?

Çözüm önerisi oldu mu hiç?

Gerçekten içinde bulunduğumuz şu durumdan kaç kişi rahatsız? Sosyal medya sürekli elimizin altındayken, goy goy, troll ve eğlence üzerinde Dünya'da bir şampiyona düzenlenseydi eğer açık ara fark ile birinci olacağımızı düşünüyorum. Çünkü en iyi başardığımız şey bu 2018 yılı itibari ile.

Genel konuşmak istemiyorum fakat teknoloji ve bilime olan merakın sayısı ortada ne yazık ki. Ben bu satırları yazmaya devam ederken, mutlaka aradan satırları çarptırmaya çalışacak insancık sayısı fazladır. Fakat inan bunları sitemkar bir şekilde yazmamın sebebi kimsenin rahatsız olmadığı, ancak benim o diken üzerinde duramadığım nokta.

Çocuklarımız sürekli değiştirilen eğitim sistemi içerisinde can çekişiyorlar. Neden farkına varıp, bu detaylar ve taşlar NET bir şekilde yerine oturtulmuyor yıllardır? 

Bak burası çok acı..

Gelişmek istiyoruz, tamam. Bir şeyler yapalım diyoruz, ona da tamam. Keşke şunlar ülkemizde de olsa diyoruz, ona da tamam. Adamlar ülkelerini bıraktı, dünyayı geçti artık uzaydalar diyoruz, o da tamam. "NASA, Google, Facebook ve benzeri şirketlerin hepsi Amerika'da. Bu adamlar süper güç olmasında ben mi olayım?" diyoruz, onu zaten herkes biliyor.

Peki neden kimse harekete geçmek istemiyor hacı gardaş? Kimse neden elini taşın altına koymak istemiyor? Girişimci olarak 2,5 senede çektiğim çileleri bir ben biliyorum, bir de bizim yanımızda olan kardeşlerim biliyor. Peki neden pes etmedim hiç? Çünkü beni bağlayan bir şeyler oldu her zaman. Ben üretkenliğimi elimden geldiği kadar konuşturuyorum arkadaş! konuşturmaya da devam edeceğim. Çünkü bu ülkenin EN ACİL ihtiyacı olan şey ÜRETMEK!

Üretmeyen bir ülke, dışa bağımlı olduğu sürece ne kadar gelişebilir? Ne kadar dolara dur diyebilirsin? Dolar ve Euro rekor üstüne rekor kırarken, Merkez Bankası ne kadar durumu idare edebilir? Allah aşkına bana söyle, doların bu durumunu izlemekten başka ve sosyal medyada üç beş satır yazmaktan başka ne yapabiliyorsun? Hiç bir şey..

Kimlik Yaşı mı, Beyin yaşı mı?

Bu satırları size 27 yaşında olan genç bir kardeşiniz olarak yazıyorum. Ancak inan, kimlik yaşının zerre kadar önemi yok şu hayatta. Beyin yaşın olmadığın sürece, senin kimliğinde isterse 1920 yazsın önemli değil. Geçmişte senin deden ile, baban arasında minicik farklar varken, şimdi baban ile senin aranda deve dilaver farklar var.

Şu yaşıma kadar şükrediyorum erkenden bu kadar detayı yaşayıp, kendime kütüphanelerce dersler çıkarttığım için. O kadar çok insan tanıdım ki gelmiş kimlik 45 yaşına beyin 15 yaşında, o kadar çok genç arkadaşımı tanıdım ki yaş gelmiş 18 duvarına, beyin 45 civarında. Bu satırları okurken, senin beyin yaşının kaç olduğunu düşündün mü hiç? Bence müsait bir zamanda kendi aranda bu konuyu konuşmalısın.

Her gün teknolojik olarak farklı şeyler ile tanışıyoruz. CNN'den Emin Çapa'nın da dediği gibi; bugün ilerleyen o deve dilaver farklar sen ve torunun arasında ışık yılı uzaklıklarda olacak. Çünkü eski dünyada matematik 1-2-3-4-5 olarak aritmetik ilerlerken, şimdi 2-4-8-16 şeklinde geometrik olarak ilerliyor.

Neden 2050 Yılına Mesaj?

Şuanda üretemediğimiz için yaşadığımız büyük sıkıntıların genel özetini iletmek istedim aslında. Bundan yıllar sonra ümit ederek istediğimiz noktaya ülkece varabilmek adına yazdım bu satırları.

Çünkü bize zamanında çok laf edenler oldu; "Ne giriyorsun böyle işlere, diğerleri de girdi 2 günde bıraktı. Sen ne yapacaksın sanki? Boş boş işler, gir bir devlet dairesine en temizi memur ol." mantık bu abi ülkemizde ne yazık ki. Çünkü kimse görmemiş, ve gösterilmemiş. Üretkenlikten ziyade, insanlar "Aman oğlum devlet dairesine girsin kendini garantilesin. Aman kızım istediği bölümü kazansın bir şeyler olsun."

Bu mudur yani? Devlet dairesinde kazanacağın aylık garanti para senin gözünde bunu mu temsil ediyor? Bu kadar sığ düşüncelerden neden kurtulmak yerine, bir şeyler üretip, geliştirip, onları büyütmek adına bir şeyler yapmıyoruz? Çünkü zor değil mi? Çünkü imkan yok değil mi? Çünkü yurt dışı daha çok imkana sahip değil mi?

Dünya Savaşlarını hatırlar mısın? 1.Dünya Savaşı, 2.Dünya Savaşı. Kore o zamanlarda bizden çok gerideyken, şimdi dünyanın en büyük 6 ekonomisine girmeyi başardı. Nasıl oldu bu peki? Oturarak mı, çalışarak mı? Üretmeden çalışmaktan bahsetmiyorum bakın. Üreterek çalışmaktan bahsediyorum.

O yüzden eğer olur da bu satırlarım yıllar sonrasına taşınacak olursa, durumun genelini sizlerle paylaşmak ve özetlemek istedim. Ben üretmek için içimde olduğu gibi, ekip arkadaşlarımla birlikte çalışmaya devam edeceğim. Bu sana ne kadar inandırıcı gelir - gelmez (eskiden olduğu gibi) orası ayrı. Ancak durum sıkıntılı hem de hiç olmadığı kadar.

Ülkede İşsiz Mühendis Kaynıyor??

Doğru mu? Doğru dediğini duyar gibiyim. İşte bunların sebepleri ve kapıları üretmemeye çıkıyor ne yazık ki. Okullarımızda da eğitim Dünya sıralamasına bakıldığı zaman yerlerde ne yazık ki. Bu çocuklar "biz de dahil" ilk okul 4.sınıftan beri İngilizce eğitimi görüp, Üniversite 2.sınıfa kadar görmeye devam edip, mezun olduktan sonra da İngilizce bilmeyen topluluklar değil miyiz? Bu o kadar acı bir durum ki..

Ülkede her yıl mühendis sayısı giderek artıyor ve işsizlik de aynı oranda kendisini gösteriyor. Sana ince bir detay vereyim; Okullarda eğitim alıp, diploma almak önemli. Ancak ondan daha önemlisi "sen mezun olduktan sonra ne biliyorsun?" eğer mezun olduktan sonra İngilizce örneğinde olduğu gibi, hiçbir şey bilmiyorsan Mühendis olup, işsiz kalman o kadar sıradan ve normal bir şey ki..

Yani burada marifet Mühendis olup, gösterişli bir diplomaya sahip olmak değil. Mezun olduktan sonra bildiğin şeyler ile gireceğin şirkete katacağın değerler. Olay kep atmakta değil zaten, bunu anlamak için ne yazık ki hala 5 yıl gerideyiz.

Mecliste Genç Beyinler

Dönüp meclise baktığımızda ise sürekli kavga, tartışma ve çözüm üretememe gibi sorunları görüyoruz, izliyoruz. "Senin de ne haddine meclis" cümlelerinizi şarjöre doldurmadan önce, şu son cümlelerimi okuyup yorumlamanızı rica edeceğim;

Mecliste genç beyinlerin olması gerçekten çok önemli. "Aman benim oğlum 20 yaşında millet vekili oldu, maaşı da güzel. Artık sırtı da yere gelmez." mantığında değil. Gerçekten meclis içerisinde genç ve üretmek isteyen bir topluluğun olması gerektiğini düşünüyorum. Tarafsızlık bu ülkede büyük bir sorun ve tartışma konusu.

Bunlardan sıyrılıp insanların yorum yapabilmeleri ne kadar doğru, ne kadar yanlış oluyor orası bilinmez ama, bu genç arkadaşların sürekli meclisi kimlik yaşını değil, beyin yaşlarını kullanarak ÜLKEYE "DEĞİŞEBİLİRİZ" mesajı vermeleri gerektiğini düşünüyorum.

Bunu da plan, üretkenlik, teknoloji ve bilime olan yatırımları sürekli dile getirerek yapmaları gerektiği kanaatindeyim. Çünkü yıllardır oralarda olup bitenler, televizyonlara reyting malzemesi olmaktan öteye geçmedi. Artık buralarda iyi örnekler çıkartıp, iyi detayları lanse etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Satırlarımı noktalarken, eğer buralara kadar geldiysen gerçekten teşekkür ediyorum. Varsa bir kaç dakikan, yorumlarını da aşağıdan bekliyorum.

Son olarak aşağıdaki videoyu izleyip, bir kaç dersi o videodan cımbızla çekip kendinize alabilmenize vesile olmak için bırakıyorum. Boş vaktinizde izlemenizi öneririm;

Saygılarımla - Taner AYDOS - (11.05.2018)

İlgili Etiketler