Klasik Roketlerin Temel Problemi: Yakıt Paradoksu
Bugün kullanılan uzay araçlarının en büyük sıkıntısı hızda değil de yakıt aslında. Daha fazla hız daha fazla yakıt gerektirdiğinden yakıt da ağrılık demek olduğundan işin içinden çıkılamıyor. Bu kısır döngü özellikle yıldızlararası mesafelerde ciddi bir duvara çarpmamıza sebep oluyor. Mevcut kimyasal roket teknolojileriyle başka bir yıldız sistemine ulaşmak, pratik olarak binlerce hatta on binlerce yıl anlamına geliyor.Yakıtı Uzay Aracı Taşımayacak
Bilim insanlarının önerdiği modelin temelinde şu fikir var: Enerji kaynağı uzay aracının içinde olmak zorunda değil. Yani şu yöntem izlenmesi gerekli; Dünya’da devasa parçacık hızlandırıcıları kullanılıyor. Elektronların ışık hızına çok yakın seviyelere kadar hızlandırılması ardından da elektron demetlerinin uzaya yönlendirilmesi sağlanıyor. Uzay aracı da bu enerji akışı sayesinde itilebiliyor. Bu şekilde uzay aracı yakıt taşımıyor itki gücü uzaktan sağlanmış oluyor.
Peki Neden Elektron Demeti?
Alpha Centauri’ye 40 Yıl
Dünya’ya en yakın yıldız sistemi olan Alpha Centauri’ye uzaklık 4,3 ışık yılı.. :) Mevcut roket teknolojileriyle bu mesafe pratik olarak ulaşılamaz bir konumda, ancak bu elektron demeti ile teorik olarak süre yaklaşık 40 yıl. Bu da artık insan ömrü içinde değerlendirilebilecek bir zaman dilimi anlamına geliyor.Elbette sistem teoride ne kadar etkileyici görünse de pratikte ciddi zorlukları barındırmıyor değil. Elektron demetleri üretmek ve bunları uzun süre stabil biçimde uzaya yönlendirmek elbette kolay değil ve beraberinde ciddi mühendislik sorunları doğuruyor. Yıldızlara ulaşma denildiği zaman genelde hız ve teknoloji konuşuluyor. Ancak işin pek değinilmeyen kısmı da var, o da uzayın fiziksel ortamının farklılığı. Yıldızlararası boşluk tamamen boş değil. Aksine mikroskobik toz parçacıkları, atomlar, kozmik radyasyon, yüksek enerjili parçacıklar gibi unsurlar ile dolu. Bir uzay aracı ışık hızının anlamlı bir yüzdesine ulaştığı zaman, bu küçücük parçacıklar bile ciddi bir tehdit haline gelebiliyor. Normal hızlarda zararsız sayılabilecek atom altı parçacıklar, relativistik hızlarda adeta mermi etkisi oluşturabilir. Bu da yıldızlararası seyahatte hızlanmak kadar 'korunmak' problemini de beraberinde getiriyor. Şuan için bu sadece ortaya atılmış yeni bir fikir ve çalışma olarak görülse de aslında bu yıldızlararası seyahatin sanıldığı kadar imkansız olmayacağının da bir göstergesi. Bu tür çalışmaların değeri, hemen uygulanabilir olmalarından değil, geleceğin teknolojik sınırlarını yeniden tanımlamalarından dolayı bir önem arz ediyor aslında. Yapılan bu çalışmalar bir fikir olabilir ancak belki bundan yüz yıl sonra gerçekleştirilebilen bir çalışma haline gelecek kim bilir.Bu çalışmanın en dikkat çekici yönü yalnızca hız değil. Yakıt yükünün ortadan kalkışı. Yakıt yükünün ortadan kalkması demek araç kütlesini düşürebilir, daha yüksek hızlara olanak sağlanabilir ve uzun menzil alabilir demek.